Anasayfa / Gündem Haberleri / Metabolik Sendrom ve Metabolik Cerrahi

Metabolik Sendrom ve Metabolik Cerrahi

En önemli iki bileşen olan obezite ve tip 2 diyabet (şeker hastalığı) varlığında çağımızda tüm

dünyayı tehdit etmekte olan bir hastalık hâline gelmiştir metabolik sendrom. Metabolik

sendrom, kardiyovaskiler hastalıkların gelişme riskini de arttırmaktadır. Yaşam tarzı

değişiklikleri, diyet uygulamaları, spor etkinlikleri ve ilaç tedavileri hastaların çok büyük

bölümünde neyazık ki istenilen tedavi hedeflerine ulaştıramamaktadır.

Hiç tartışmasız günümüzde obezite ve tip 2 diyabet konusunda en etkili tedavi cerrahi

yöntemlerdir. Metabolik cerrahi son zamanlarda tercih edilirliği giderek artmakta olan,

uzmanlaşmış cerrahlar tarafından uygulanan bir işlemdir. Kısaca midenin bir bölümünün

çıkarılması ve beraberinde ince bağırsakların yerlerinin değiştirilmesi olarak tanımlanabilir.

Metabolik sendrom tedavisinde kullanılan cerrahi yöntemler sadece kilo kontrolü değil, bu

tablonun bütün bileşenleri üzerinde istenilen ve uzun süreli sonuç sağlayabilmektedir.

Transit Bipartisyon

Metabolik cerrahi yöntemlerinden biri olan Transit bipartisyon ameliyatı, günümüzde yaygın

olarak tercih edilmeye ve uygulanmaya başlayan bir yöntemdir. Metabolik cerrahi tip 2 şeker

hastalığı, kolesterol yüksekliği, tansiyon yüksekliği obezite ve artmış karın çevresi çapı gibi

göstergelere sahip olan kişilerde yapılan güçlü ve etkili bir ameliyat tekniğidir. Transit

bipartisyon ameliyatı ile Tip2 şeker hastalığı olan hastaların yanı sıra obez bireylerde de bu

ameliyat tekniği önemli bir gelişme sağlayabilmektedir.

Diğer tüm ameliyatlardan farklı olarak; ameliyat süresinin kısa olması, emilim bozucu işlem

olmaması ve on iki armak barsağı devre dışı bırakılmaması sebebi ile özellikle osteoporozu ve

demir ekskliği olan kişilerde de tercih edilebilmektedir. Özetle, transit bipartitisation hızlı,

etkili ve kalıcı kilo kaybına ve komorbiditelerde belirgin iyileşmeye yol açabilen çok etkili bir

cerrahi işlemdir. Bu yolla, Ghrelin (açlık hormonu) etkisinden, yani iştah azalması ve

antiinsülin mekanizmasının zayıflatılması etkisinden de faydalanılmaktadır. Böylelikle

hastalar hiç açlık çekmemeye başlamaktadırlar.

Tıp iteratürüne 2012 yılında Brezilya’lı cerrah Sergio Santoro tarafından kazandırılan bu

ameliyat tekniği diğer yöntemlere benzer şekilde bir tüp mide işlemine ek olarak, diğer

işlemlerden de farklı olarak ince bağırsağın son bölümünün bütünü midenin alt kısmına ikinci

bir geçiş oluşturalarak gerçekleştirilir. yenilen yiyeceklerin İnce bağırsaklardan tüm

bölümlerinden geçişi bu sayede sağlanmış olur.

Bu ameliyat laparokopik (kapalı ameliyat) olarak gerçekleşmektedir. Karın boşluğu

karbondioksit gazı ile şişilirelek alan oluşturulur. Büyüklükleri 0,5 cm ile 2 cm arasında

değişen beş delik ile bu cerrahi işlem gerçekleştirilir. Bu kesilerden bu işleme özel aletler ile

karın boşluğuna giriş sağlanır.

Öncelikle ameliyatta mide çıkış kısmına 6-8 cm uzaklıktan itibaren başlayarak mide dik bir

biçimde tüp mide işlemine benzer şekilde midenin yaklaşık %60-70’lik bölümü kesilerek

çıkarılır.

Bu teknikte öncelikle mide çıkışının biraz gerisinden, ince bağırsak ve kalın bağırsağın

kavşağından itibaren 100 cm veya 120 cm sayılır ve bu kısım işaretlenir. 100 ila 120 cm

arasındaki fark ise hasta özelliklerine göre belirlenir.

Bu noktadan itibaren 150 cm’e kadar sayılarak, ince bağırsakların kalın bağırsakla birleşme

yerinden itibaren 250. cm’e ince bağırsak eklenir.

Kesilen alt ince bağırsak ucu daha önce küçültülmüş midenin çıkış bölümüne yakın bağlanır

ve bir pencere oluşturulur. Üst uç (mideye gelen) ise daha önceden ince bağırsakta

işaretlenmiş olan 100. cm’e bağlanır.

Burada ki önemli nokta ameliyat sonrasında yiyeceklerin iki farklı yoldan ince bağırsaklardan

geçmesidir. Kontrast madde verilerek yapılan çalışmalarda anlaşılmıştır ki yiyeceklerin

yaklaşık üçte biri doğal yol olan duedonumdan ( oniki parmak bağırsağından), üçte ikisi ise

mide ile oluşturulan yeni bağlantı yolunu kullanarak ince bağırsakların son kısmına

ulaşmaktadır.

İnce bağırsağın tüm kısımlarını endoskopik olarak erişilebilir kılar. Tüm sindirim sistemi

kullanıldığından, vitamin, mineral, demir ve kalsiyum eksikliklerine neden olması neredeyse

imkansızdır. Mide hacmi küçüldüğünden çok çabuk doyarlar. Yeni oluşturulan ince barsak

yolu mide içi basıncını azalttığından dolayı, 3 ayrı dikiş hattı bulunmasına rağmen,

beklenenin aksine bu ameliyatlardaki kaçak riski tüp mide ameliyatlarından çok daha

düşüktür.

5 yıllık zaman içerisinde bu işlemi geçirmiş olan hastaların, fazla kilolarının %74’ünden

kurtuldukları aynı zamanda %86’sının diyabet değerlerinin ilaç tedavisi olmaksızın kontrol

altında tutulduğu gözlenmektedir. Daha Uzun vadeli sonuçları henüz bilinmemektedir, çünkü

nispeten daha yeni bir prosedürdür. Kaynak: http://www.drerolvural.com/metabolik-sendrom-tedavisi-nasildir/

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Bu Habere Bakmak İster Misin?

Yazıcı ve Fotokopi Makinesi Kiralama

İş ve gündelik yaşantımızın vazgeçilmez ofis cihazlarından biri olan fotokopi makinesi, herhangi ...

yalıkavak escort